Gülmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gülmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2013 Perşembe

Hiç olmazsa bir tebessüm...

Ramazan bayramınız mübarek olsun... 

Bugün, sevinçlerin olduğu kadar kederlerin de paylaşıldığı bir gün. Ortak paydalarda buluşmanın, güler yüzlü olmanın zamanı. Küskünlük zincirlerinin kırılıp özgürlük bayrağının göndere çekildiği bir gün. Bugün "Ramazan Bayramı." 
Tatlanan ağzımızdan kelimeler bir bal gibi akmalı. 
Harflerden süzülmeli şerbeti. Ve dahi unutulmamalı unutulanlar! Unutulmamalı yetimler, boynu bükükler. Bugün merhametli bir birey olmak için yarışmalı. 'El öpenlerin çok olsun...' derken çocukların avuçlarına birkaç kuruş sıkıştırmalı.

Sevmeli, sevindirmeli. Bir elmanın iki yarısının birleştiği gündür bugün. Hatırlayın unuttuklarınızı ve hatırlatın kendinizi ona. Gidin ve bayramını tebrik edin.
Hiç mi vaktiniz yok oturmaya? Gidin, o kişinin kapısını çalın ve bir 'merhaba' deyin. O da mı olmadı. Mesaj atmak yerine telefon açın ve mütebessim sesinizle tebrik edin bayramını. Bakın, o zaman daha güzel olacak. O zaman bir şeyleri anımsayacak ve unutmayacaksınız. Yüreğinize düşerken sevginin damlaları, kaçırmayın; sarıp sarmalayın aklınıza kim geliyorsa.

Hayattakilerle mi sınırlı ziyaretlerimiz? Elbette değil, olmamalı. Ebedi istirahatgâhınıza gitmeyi deneyin, alışın mekânınıza. Toprak kokusuyla çam kokusunun eşsiz esansını çekin ciğerlerinize ki bir gün toprakla yekvücût olduğunuzda yabancı kalmayasınız. Vefat eden yakınlarınızı, şehitlerimizi ziyaret edin. Olacak olanı olmuş bilmek için gidin mezarlara, ebedi evinize. Ziyaret edin ve bir fatiha onbir ihlâs okuyun geçmişlerinizin ruhuna. Siz onları göremeseniz de onlar sizleri görecek, verilen selamı alacak ve sizleri işitecek. İnanın!..

Hatırlıyorum da (o günden sonra unutmadım) bir dua vardı, bir kabri ziyaret ederken okunan. Ve o duanın bende bıraktığı iz. Zira o duayı okuyunca 'vefat edenin azabı kıyamete kadar kaldırılır' deniliyordu. Dua şöyleydi: "Allahümme inni eselüke-bi-hurmet-i Muhammed aleyhisselam en la tüazzibe hazelmeyyit."

Hadi herşeyi geçtim, hiç olmazsa (kim olursa olsun) bir tebessümü esirgemeyin. Paranız mı yok, tebessüm edin, sadaka dağıtın dört bir yanınıza. En azından bu üç günü güzellikler içinde geçirelim. Birlikteliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde bizi bize düşürmeye çalışanlara fırsat vermeyelim.

Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden muhabbetle öper, Ramazan bayramınızı en kalbi duygularla tebrik ederim. Daha nice nice bayramlara...

1 Nisan 2012 Pazar

Bir not: Gülümse...

Hiç sebepsiz yere bir insanı mutlu etmek… Mutlu etmek sadece... Ne hoştur bu düşünceye sahip olmak. Çıkarsız, sebepsiz ve yalansız bir şekilde sâfiyâne bir hisle yapmak bunu.
Nasıl mümkün olabilir?
Mümkün. 
Nasıl mı?
Şöyle:
Tanıyın, henüz yeni tanımış olun ya da tanımayım o kişiyi. Ne fark eder. Masasına bir not bırakın veyahut çantasına hiç fark ettirmeden atıp kaçın ufacık tebessümle kaplanmış o kağıtçığı.
Bekleyip gözleyin o kişiyi. Açıp da kağıda bakınca yüzünün aldığı o mütebessim hâlin mutluluğuyla ikiye katlayın mutluluğunuzu. Gözetleyemiyorsanız bile kendinizle baş başa kalınca resmedin o ânı.
“Bir insanı mutlu etmek hiç bu kadar kolay olmamıştı” diyeceksiniz kendi kendinize.
Ne mi yazacaksınız o kağıda?
Hadi hazır bir notu sizinle paylaşayım.
“Merhaba. İlk gelişim ve uğrayışım buraya. Ofisine ilk ayak basışım. Mutlu ve huzurlu bir ömür dilerim sana. Hep mutlu ol...”
Biliyorum, okuyan çok şaşıracak buna. Siz ise kendinizi muzipçe gülerken bir köşebaşında bulacaksınız. Veya yatağınıza uzanmış gülücükler atarken tavana başka başka hayatlara sızmak için planlar yapacaksınız. 
Bir insanı bir an bile olsa böylesi bir mutluluğa boğacaksanız neden hâlâ düşünüyorsunuz ki!?
Hadi. Deneyin. 
Ve şimdi gülümseyin, gülümsetin…